makaleler
DEFTER, KAYIT VE BELGELERİ GİZLEME SUÇU (VUK MD.359/A-2) Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın
DEFTER, KAYIT VE BELGELERİ GİZLEME SUÇU (VUK MD.359/A-2)

DEFTER, KAYIT VE BELGELERİ GİZLEME SUÇU (VUK MD.359/A-2)

Konusu:

Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan “defter, kayıt ve belgeler” dir.

Defter tutmak zorunluluğu olan gerçek ve tüzel kişiler VUK.nun 172. maddesinde 6 bent halinde sayılmış, istisnalar ise; 173. maddesinde düzenlenmiştir.

Maddi unsur:

Vergi incelemesi amacıyla istenen defter, kayıt ve belgelerin belirlenen süre içinde yetkililere ibraz edilmemesi suçun maddi unsurunu oluşturur.

Vergi incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla yapılır. İnceleme yetkisi olanlar, varlıkları noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olan defter ve belgelerin ibrazını isteyebilirler.

Mükelleften içinde bulunduğu döneme ait veya saklama süresi geçmemiş defter ve belgeler istenebilir. VUK.nun 256. maddesinde defter, kayıt ve belgelerin ibraz mecburiyeti, 253. maddesinde de bunları ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza mecburiyeti düzenlenmiştir. Saklama süresi geçen defter, kayıt ve belgelerin ibrazında zorunluluk olmadığı gibi bu durumda gizleme suçundan da bahsedilemez.

Vergi incelemesinde; defter, kayıt ve belgelerin yetkililere ibraz edilmemesi halinde suç oluşur. Bunların vergi incelemesi amacıyla değil, örneğin iptalleri için veya bir başka amaçla ibrazları isteğine uyulmaması, gizleme sayılmaz; suçun maddi unsuru oluşmaz.

Madde 14 - (Değişik madde: 23/06/1982 - 2686/3 md.)

Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.

Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder.

Madde 139 - Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır.

İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.

Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir.

İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve belgelerini daireye getirmesi için uygun bir süre verilir.

VUK.nun 139. maddesi birinci fıkrası gereğince vergi incelemeleri esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İşyerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zorunlu sebeplerle incelemenin iş yerinde yapılması imkansız olur ve/ veya mükellef ya da vergi sorumlusu isterlerse inceleme dairede yapılabilir. Bu takdirde defter ve belgeleri belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler ibraz etmemiş sayılırlar. Denetimi yapacak yetkililerin mükellefin iş yerine gitme zorunlulukları vardır. Bu zorunluluğa uyulmaması, mükellefe istenen defter ve belgeleri ibraz etmeme serbestisini tanır. Ancak bunun istisnalarına anılan maddenin ikinci fıkrasında yer verilmiştir. Yetkililerin; işin terk edildiğini, mükellefin vefat ettiğini, işyerinin kapalı olduğunu vs. gibi nedenlerin varlığını önceden belirlemesi durumunda iş yerine gitme zorunluluğu ortadan kalkar. İnceleme için gerekli defter ve belgelerin yazılı olarak ibrazlarının istenmesi koşulları gerçekleşmiş olur. Yine mükellefin önceden muvafakati, iş yerine gidilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırır.

İş yerinin vergi incelemesi yapılmasına elverişli olmadığının belirlenmesi için işyerine mutlaka gidilmesi gerekir.

Kanunda defter ve belgelerin ibrazı için açıkça bir süre öngörülmemiş olduğundan inceleme elemanının ibraz süresini belirlemesi gerekir. Bu süreyi belirlerken VUK.nun 14. maddesi hükmünü dikkate alarak ibraz için 15 günden az olmamak üzere bir süre verecektir.

Suç tarihi kanuna uygun olarak belirlenen süreyi takip eden gündür. İbrazı istenen defter ve belgelerin ait olduğu yılların suç tarihi olarak belirlenmesi hatalıdır.

Birden fazla yıllara ait defter ve belgelerin tek tebligatla istenmesi halinde ibraz edilmemesi tek suçu oluşturur.

Manevi Unsur:

Genel kast yeterlidir. Gizlemedeki amaç önemli değildir. Örneğin düzenlediği sahte faturaların ortaya çıkmasını önlemek için gizlemede olduğu gibi.

Teşebbüs:

İbrazı istenen defter ve belgelerin yetkililere verilmemesiyle suç oluşur. Tehlike suçudur. Bu nedenle teşebbüs mümkün değildir.

Defter ve belgelerin kaybolduğunun savunulması halinde usulüne uygun tebligat yapılmasının aranmayacağına dair kararlar:

CEZA GENEL KURULU KARARI

İncelenen dosyaya göre; Sanığın vergi kaçakçılığı suçundan beraatine karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; atılan suçun yasal öğeleriyle oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Aksaray'da bira işletmeciliği yaptığından dolayı vergi mükellefi olan sanığın kendisine yapılan tebligata rağmen 1990 yılına ait defter ve belgelerini15 günlük süre içinde mazeret bildirmeden incelenmek üzere vergi dairesine götürmeyerek Vergi Usul Kanununa aykırı davrandığı iddiasıyla anılan Yasanın 344. maddesi yollamasıyla 359/1. maddesi uyarınca cezalandırılması için hakkında kamu davası açılmıştır.

Sanık, duruşmadaki sorgusunda defter ve belgelerinin, ortadan kaybolan muhasebecisinde kaldığını, esasen bunları ibraz etmesi için kendisine bildirimde bulunulmadığını, bildirimi alan ablası Hatice Karayürek'le de aynı çatı altında oturmadığını savunmuş, bildirime ilişkin savunmanın tanık Hatice'nin beyanı ve kolluk soruşturması ile doğrulanması üzerine Yerel Mahkeme "defter ve belgelerin ibrazı için usulüne uygun tebligat yapılmadığı" gerekçesiyle sanığın beraatine

karar vermiştir.

V.U.K.nun 253. maddesinde "Defter ve vesikaları muhafaza:" başlığı altında; "Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeyemecburdurlar".

  1. maddesinde ise; "Defter ve belgelerin ibrazı mecburiyeti:" başlığı altında; "Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler bu kısım gereğince muhafaza ettikleri her türlü defter, vesika ve karneleri muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arzetmeye mecburdurlar." hükümleri yer almaktadır.

Vergi kaçakçılığı suçu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VergiUsul Kanununun değişik 344 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "mükellef veya sorumlu tarafından kasten vergi ziyaına sebebiyet verilmesi olarak tanımlanmıştı. Anılan maddede yazılı ve (6) bent halinde sıralanan hallerden herhangi biri ile vergi ziyaına sebep olunması halinde" kastın var olduğu aynı maddenin 2.fıkrasında belirtilmiş, bu suçun yaptırımı ise Yasanın 359 uncu maddesinde düzenlenmişti.

Vergi ziyaı ise, 213 sayılı Yasanın 341 nci maddesinin birinci fıkrasında "mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi şeklinde tanımlanmıştır.

213 sayılı Yasanın 359 uncu maddesi 29 Temmuz 1998 tarihinde yayınlanan 4369 sayılı Yasa ile değiştirilmiş, Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlıklı bu maddenin birinci fıkrasının 2 nci bendinde "Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler (Varlığı noter kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi gizleme demektir.) ... hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur." denilmekle eylemin suç olmaktan çıkartılmadığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda sanık, ilgili bulundukları yılı takib eden takvim yılından başlamak üzere beş yıl süreyle saklama ve istenildiklerinde ibraz etme yükümlülüğünde bulunduğu kanuni defter ve belgelerini, adresi dahi belirlenemeyen ve bu nedenle bilgisine başvurulmasına olanak görülemeyen bir muhasebecide olduğunu savunmuş olup diğer bir anlatımla artık incelenmelerinin mümkün bulunmadığını belirtmiştir. Bu durumda sanığa kanuni defter ve belgelerin ibrazı için ayrıca tebligat yapılmasında zorunluluk yoktur. Zira gizleme hali oluşmuştur. Konuya ilişkin süreklilik gösteren Ceza Genel Kurulu ve Özel Daire kararları da bu doğrultudadır.

Öte yandan, Aksaray Vergi Dairesinin 4.6.1997 günlü yanıt yazısı ile,sanığın eylemi ile vergi kaybına neden olduğu bildirildiğinden, atılan suçun maddi öğesi de gerçekleşmiştir. Bu itibarla; sanığın beraatine karar verilmesinde isabet bulunmadığından,Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, dosyanın yerine ulaştırılmak üzere Yargıtay C.Başsavcılığına gönderilmesine, 23.11.1999 gün 1999/11-273 1999/288

Sanıklar hakkında 2001-2002-2003-2004 takvim yıllarına ait bir kısım faturalarla 2004 yılına ait envanter defterini gizlediklerinden bahisle açılan davada,Vergi Suç Raporu'nda belirtilen 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin Vergi Suç- İnceleme Raporlarının aslı veya onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi gerektiği ve Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 gün ve 273/288 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, belgelerin kaybolması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 139.maddesine göre tebligat yapılmasına gerek bulunmadığı gibi yapılan tebligatın usulüne uygun olmasının aranmayacağı ve "işyerinin müsait bulunmayıp firma yetkilisinin incelemenin vergi dairesinde yapılmasını"istediğine dairVergi İnceleme raporuna ekli tutanaklar ile sanıkların aşamalarda istenen suça konu belgelerin kaybolduğuna ilişkin beyanları gözetilmeden yazılı şekilde şirketin faal olduğu ve tebligatların usule uygun olmayıp suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatlerine karar verilmesi,11. CD., 12.10.2010 gün 129-11058

 

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin kaybedildiği ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK.nun 139. maddesinde yazılı hususlarla usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle sanıktan 2001 yılına ait yasal defter ve belgelerin Incelenmek üzere istenmiş olmasına rağmen sanığın tasdikli defterlerini vergi ve ağır ceza mahkemelerine incelenmek üzere götürdüğünü en son tebligat üzerine vergi dairesine getirdiğini ancak defterlerin eksik çıktığı ve bulamadığından dolayı ibrazdan kaçınması karşısında; savunması ilgili mahkemelerden araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden işyerinin faal olduğu ve incelemenin işyerinde yapılması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 11. CD., 02.11.2011 gün 10376-21381

 

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin kaybedildiği ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 139. maddesi uyarınca usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle, 05.10.2007 tarihli oturumda savunması alınan sanığın vergi dairesi tarafından gönderilen tebligatı aldığını, ancak ibrazı istenen defter ve belgelerin eski ve işe yaramayacağı düşüncesi ile yanlışlıkla imha edilmesi nedeniyle ibraz edemediklerini beyan etmesi karşısında; yüklenen suçun tüm unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden işyerinin faal olduğu ve incelemenin işyerinde yapılması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 11. CD., 12.12.2011 gün 15576-23193

 

İstenen defter ve belgeleri muhasebecisinde olduğu için bulamadığını söyleyen sanığın işyerinde vergi incelemesi yapılması zorunluluğu bulunmadığı, 213 sayılı Kanunun 139/2. maddesindeki istisnai şartların varlığının kabulü gerekeceği, defter ve belgelerin bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması durumunda, süreklilik gösteren Dairemiz kararları ve Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında açıklandığı üzere mükellefe usulüne uygun tebligat yapılmasının aranmayacağı, aynı Kanunun 253. maddesine göre ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak beş yıl süre ile muhafaza edilmesi mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin 13. maddede düzenlenen mücbir sebep kapsamında düşünülmesi mümkün olmayan nedenlerden dolayı ibraz edilmediğinin anlaşılması karşısında; yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,11. CD., 08.05.2013 gün 12645-7493

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin çalındığı-kaybolduğu-bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK.nun 139. maddesinde yazılı hususlarla usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle, sanığın savunmasında inceleme esnasında bir kısım evrakları muhasebecide olması sebebiyle bulamadığını, ancak birkaç gün sonra muhasebecisine ulaşarak ibraz edilemeyen belgeleri bulduğunu ve vergi dairesine ibraz ettiğini ancak kabul etmediklerini beyan ederek bahsettiği belgeleri bir klasör halinde 10.02.2009 tarihli duruşmada mahkemeye sunduğu anlaşılmakla, sanık tarafından ibraz edilen belgelerin suça konu belgeler olup olmadığı yöntemince araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın suç kastı tartışılarak hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 11. CD., 24.06.2013 gün 11129-10625

 

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin çalındığı-kaybolduğu-bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK'nun 139. maddesinde yazılı hususlarda usulüne uygun tebligatın aranmayacağı, sanığın 18.03.2008 tarihli vergi denetmenince düzenlenen ve imzasının bulunduğu tutanaktaki beyanı ile mahkeme huzurundaki savunmasında, defter ve belgeleri kaybolması nedeniyle bulamadığından bahisle ibraz edemeyeceğini belirtmesi karşısında; tüm unsurları itibariyle oluşan "yasal defter ve belgeleri gizlemek" suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine, suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle yazılı şekilde beraatine hükmolunması, 11. CD., 19.03.2013 gün 7004-4425

 

 

DEFTER, KAYIT VE BELGELERİ GİZLEMEK (VUK MD.359/A-2)

Konusu:

Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan “defter, kayıt ve belgeler” dir.

Defter tutmak zorunluluğu olan gerçek ve tüzel kişiler VUK.nun 172. maddesinde 6 bent halinde sayılmış, istisnalar ise; 173. maddesinde düzenlenmiştir.

Maddi unsur:

Vergi incelemesi amacıyla istenen defter, kayıt ve belgelerin belirlenen süre içinde yetkililere ibraz edilmemesi suçun maddi unsurunu oluşturur.

Vergi incelemesi, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla yapılır. İnceleme yetkisi olanlar, varlıkları noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olan defter ve belgelerin ibrazını isteyebilirler.

Mükelleften içinde bulunduğu döneme ait veya saklama süresi geçmemiş defter ve belgeler istenebilir. VUK.nun 256. maddesinde defter, kayıt ve belgelerin ibraz mecburiyeti, 253. maddesinde de bunları ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza mecburiyeti düzenlenmiştir. Saklama süresi geçen defter, kayıt ve belgelerin ibrazında zorunluluk olmadığı gibi bu durumda gizleme suçundan da bahsedilemez.

Vergi incelemesinde; defter, kayıt ve belgelerin yetkililere ibraz edilmemesi halinde suç oluşur. Bunların vergi incelemesi amacıyla değil, örneğin iptalleri için veya bir başka amaçla ibrazları isteğine uyulmaması, gizleme sayılmaz; suçun maddi unsuru oluşmaz.

Madde 14 - (Değişik madde: 23/06/1982 - 2686/3 md.)

Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.

Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder.

Madde 139 - Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır.

İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir.

Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir.

İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve belgelerini daireye getirmesi için uygun bir süre verilir.

VUK.nun 139. maddesi birinci fıkrası gereğince vergi incelemeleri esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İşyerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zorunlu sebeplerle incelemenin iş yerinde yapılması imkansız olur ve/ veya mükellef ya da vergi sorumlusu isterlerse inceleme dairede yapılabilir. Bu takdirde defter ve belgeleri belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler ibraz etmemiş sayılırlar. Denetimi yapacak yetkililerin mükellefin iş yerine gitme zorunlulukları vardır. Bu zorunluluğa uyulmaması, mükellefe istenen defter ve belgeleri ibraz etmeme serbestisini tanır. Ancak bunun istisnalarına anılan maddenin ikinci fıkrasında yer verilmiştir. Yetkililerin; işin terk edildiğini, mükellefin vefat ettiğini, işyerinin kapalı olduğunu vs. gibi nedenlerin varlığını önceden belirlemesi durumunda iş yerine gitme zorunluluğu ortadan kalkar. İnceleme için gerekli defter ve belgelerin yazılı olarak ibrazlarının istenmesi koşulları gerçekleşmiş olur. Yine mükellefin önceden muvafakati, iş yerine gidilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırır.

İş yerinin vergi incelemesi yapılmasına elverişli olmadığının belirlenmesi için işyerine mutlaka gidilmesi gerekir.

Kanunda defter ve belgelerin ibrazı için açıkça bir süre öngörülmemiş olduğundan inceleme elemanının ibraz süresini belirlemesi gerekir. Bu süreyi belirlerken VUK.nun 14. maddesi hükmünü dikkate alarak ibraz için 15 günden az olmamak üzere bir süre verecektir.

Suç tarihi kanuna uygun olarak belirlenen süreyi takip eden gündür. İbrazı istenen defter ve belgelerin ait olduğu yılların suç tarihi olarak belirlenmesi hatalıdır.

Birden fazla yıllara ait defter ve belgelerin tek tebligatla istenmesi halinde ibraz edilmemesi tek suçu oluşturur.

Manevi Unsur:

Genel kast yeterlidir. Gizlemedeki amaç önemli değildir. Örneğin düzenlediği sahte faturaların ortaya çıkmasını önlemek için gizlemede olduğu gibi.

Teşebbüs:

İbrazı istenen defter ve belgelerin yetkililere verilmemesiyle suç oluşur. Tehlike suçudur. Bu nedenle teşebbüs mümkün değildir.

Defter ve belgelerin kaybolduğunun savunulması halinde usulüne uygun tebligat yapılmasının aranmayacağına dair kararlar:

CEZA GENEL KURULU KARARI

İncelenen dosyaya göre; Sanığın vergi kaçakçılığı suçundan beraatine karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; atılan suçun yasal öğeleriyle oluşup oluşmadığına ilişkindir.

Aksaray'da bira işletmeciliği yaptığından dolayı vergi mükellefi olan sanığın kendisine yapılan tebligata rağmen 1990 yılına ait defter ve belgelerini15 günlük süre içinde mazeret bildirmeden incelenmek üzere vergi dairesine götürmeyerek Vergi Usul Kanununa aykırı davrandığı iddiasıyla anılan Yasanın 344. maddesi yollamasıyla 359/1. maddesi uyarınca cezalandırılması için hakkında kamu davası açılmıştır.

Sanık, duruşmadaki sorgusunda defter ve belgelerinin, ortadan kaybolan muhasebecisinde kaldığını, esasen bunları ibraz etmesi için kendisine bildirimde bulunulmadığını, bildirimi alan ablası Hatice Karayürek'le de aynı çatı altında oturmadığını savunmuş, bildirime ilişkin savunmanın tanık Hatice'nin beyanı ve kolluk soruşturması ile doğrulanması üzerine Yerel Mahkeme "defter ve belgelerin ibrazı için usulüne uygun tebligat yapılmadığı" gerekçesiyle sanığın beraatine

karar vermiştir.

V.U.K.nun 253. maddesinde "Defter ve vesikaları muhafaza:" başlığı altında; "Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeyemecburdurlar".

  1. maddesinde ise; "Defter ve belgelerin ibrazı mecburiyeti:" başlığı altında; "Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler bu kısım gereğince muhafaza ettikleri her türlü defter, vesika ve karneleri muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arzetmeye mecburdurlar." hükümleri yer almaktadır.

Vergi kaçakçılığı suçu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VergiUsul Kanununun değişik 344 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "mükellef veya sorumlu tarafından kasten vergi ziyaına sebebiyet verilmesi olarak tanımlanmıştı. Anılan maddede yazılı ve (6) bent halinde sıralanan hallerden herhangi biri ile vergi ziyaına sebep olunması halinde" kastın var olduğu aynı maddenin 2.fıkrasında belirtilmiş, bu suçun yaptırımı ise Yasanın 359 uncu maddesinde düzenlenmişti.

Vergi ziyaı ise, 213 sayılı Yasanın 341 nci maddesinin birinci fıkrasında "mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi şeklinde tanımlanmıştır.

213 sayılı Yasanın 359 uncu maddesi 29 Temmuz 1998 tarihinde yayınlanan 4369 sayılı Yasa ile değiştirilmiş, Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlıklı bu maddenin birinci fıkrasının 2 nci bendinde "Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler (Varlığı noter kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi gizleme demektir.) ... hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur." denilmekle eylemin suç olmaktan çıkartılmadığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda sanık, ilgili bulundukları yılı takib eden takvim yılından başlamak üzere beş yıl süreyle saklama ve istenildiklerinde ibraz etme yükümlülüğünde bulunduğu kanuni defter ve belgelerini, adresi dahi belirlenemeyen ve bu nedenle bilgisine başvurulmasına olanak görülemeyen bir muhasebecide olduğunu savunmuş olup diğer bir anlatımla artık incelenmelerinin mümkün bulunmadığını belirtmiştir. Bu durumda sanığa kanuni defter ve belgelerin ibrazı için ayrıca tebligat yapılmasında zorunluluk yoktur. Zira gizleme hali oluşmuştur. Konuya ilişkin süreklilik gösteren Ceza Genel Kurulu ve Özel Daire kararları da bu doğrultudadır.

Öte yandan, Aksaray Vergi Dairesinin 4.6.1997 günlü yanıt yazısı ile,sanığın eylemi ile vergi kaybına neden olduğu bildirildiğinden, atılan suçun maddi öğesi de gerçekleşmiştir. Bu itibarla; sanığın beraatine karar verilmesinde isabet bulunmadığından,Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, dosyanın yerine ulaştırılmak üzere Yargıtay C.Başsavcılığına gönderilmesine, 23.11.1999 gün 1999/11-273 1999/288

Sanıklar hakkında 2001-2002-2003-2004 takvim yıllarına ait bir kısım faturalarla 2004 yılına ait envanter defterini gizlediklerinden bahisle açılan davada,Vergi Suç Raporu'nda belirtilen 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin Vergi Suç- İnceleme Raporlarının aslı veya onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi gerektiği ve Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 gün ve 273/288 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, belgelerin kaybolması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 139.maddesine göre tebligat yapılmasına gerek bulunmadığı gibi yapılan tebligatın usulüne uygun olmasının aranmayacağı ve "işyerinin müsait bulunmayıp firma yetkilisinin incelemenin vergi dairesinde yapılmasını"istediğine dairVergi İnceleme raporuna ekli tutanaklar ile sanıkların aşamalarda istenen suça konu belgelerin kaybolduğuna ilişkin beyanları gözetilmeden yazılı şekilde şirketin faal olduğu ve tebligatların usule uygun olmayıp suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatlerine karar verilmesi,11. CD., 12.10.2010 gün 129-11058

 

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin kaybedildiği ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK.nun 139. maddesinde yazılı hususlarla usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle sanıktan 2001 yılına ait yasal defter ve belgelerin Incelenmek üzere istenmiş olmasına rağmen sanığın tasdikli defterlerini vergi ve ağır ceza mahkemelerine incelenmek üzere götürdüğünü en son tebligat üzerine vergi dairesine getirdiğini ancak defterlerin eksik çıktığı ve bulamadığından dolayı ibrazdan kaçınması karşısında; savunması ilgili mahkemelerden araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden işyerinin faal olduğu ve incelemenin işyerinde yapılması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 11. CD., 02.11.2011 gün 10376-21381

 

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin kaybedildiği ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 139. maddesi uyarınca usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle, 05.10.2007 tarihli oturumda savunması alınan sanığın vergi dairesi tarafından gönderilen tebligatı aldığını, ancak ibrazı istenen defter ve belgelerin eski ve işe yaramayacağı düşüncesi ile yanlışlıkla imha edilmesi nedeniyle ibraz edemediklerini beyan etmesi karşısında; yüklenen suçun tüm unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden işyerinin faal olduğu ve incelemenin işyerinde yapılması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 11. CD., 12.12.2011 gün 15576-23193

 

İstenen defter ve belgeleri muhasebecisinde olduğu için bulamadığını söyleyen sanığın işyerinde vergi incelemesi yapılması zorunluluğu bulunmadığı, 213 sayılı Kanunun 139/2. maddesindeki istisnai şartların varlığının kabulü gerekeceği, defter ve belgelerin bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması durumunda, süreklilik gösteren Dairemiz kararları ve Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında açıklandığı üzere mükellefe usulüne uygun tebligat yapılmasının aranmayacağı, aynı Kanunun 253. maddesine göre ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak beş yıl süre ile muhafaza edilmesi mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin 13. maddede düzenlenen mücbir sebep kapsamında düşünülmesi mümkün olmayan nedenlerden dolayı ibraz edilmediğinin anlaşılması karşısında; yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,11. CD., 08.05.2013 gün 12645-7493

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin çalındığı-kaybolduğu-bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK.nun 139. maddesinde yazılı hususlarla usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle, sanığın savunmasında inceleme esnasında bir kısım evrakları muhasebecide olması sebebiyle bulamadığını, ancak birkaç gün sonra muhasebecisine ulaşarak ibraz edilemeyen belgeleri bulduğunu ve vergi dairesine ibraz ettiğini ancak kabul etmediklerini beyan ederek bahsettiği belgeleri bir klasör halinde 10.02.2009 tarihli duruşmada mahkemeye sunduğu anlaşılmakla, sanık tarafından ibraz edilen belgelerin suça konu belgeler olup olmadığı yöntemince araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın suç kastı tartışılarak hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 11. CD., 24.06.2013 gün 11129-10625

 

 

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin çalındığı-kaybolduğu-bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK'nun 139. maddesinde yazılı hususlarda usulüne uygun tebligatın aranmayacağı, sanığın 18.03.2008 tarihli vergi denetmenince düzenlenen ve imzasının bulunduğu tutanaktaki beyanı ile mahkeme huzurundaki savunmasında, defter ve belgeleri kaybolması nedeniyle bulamadığından bahisle ibraz edemeyeceğini belirtmesi karşısında; tüm unsurları itibariyle oluşan "yasal defter ve belgeleri gizlemek" suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine, suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle yazılı şekilde beraatine hükmolunması, 11. CD., 19.03.2013 gün 7004-4425

 

 

Copyright © 2017. Bu internet sitesi ve sitede bulunan metinler ve görseller bligilendirme amaçlıdır.