Hukukhaberleri
Samsun Ağır Ceza Mahkemesince verilen FETÖ / PYD Beraat Kararı Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın
Samsun Ağır Ceza Mahkemesince verilen FETÖ / PYD Beraat Kararı

T.C.
SAMSUN
3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ


"TÜRK MİLLETİ ADINA"


KARAR


ESAS NO : 2018/137


KARAR NO : 2018/440

İDDİA :


Samsun C.Başsavcılığının 29/03/2018 tarih ve 2018/553 sayılı iddianamesi ile; şüpheli ................. Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddia edilerek 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1. maddesi delaletiyle 5237 Sayılı T.C.K.'nın 314/2, 3713 Sayılı T.M.K.'nın 5/1, 5237 Sayılı T.C.K.'nın 58/9, 53. maddeleri gereğince tecziyesi için mahkememize kamu davası ikame edilmiştir.


SAVUNMA :


Sanık ............. savunmasında: "Ben ........ Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Daha sonra OMÜ İlahiyat Fakültesini 2013 yılında bitirdim. İmam Hatip Lisesini 2004 yılında bitirdikten sonra aynı yıl Diyanet İşleri Başkanlığı emrine İmam Hatip olarak atandım. 10 sene Ulus ilçesinde çeşitli camiilerde İmam Hatip ve müezzin kayyim olarak çalıştım. 2013 yılında askere gittim. 2014 yılında askerden döndükten sonra Samsun ili Salıpazarı ilçesine vaiz olarak atandım. Çalışırken OMÜ İlahiyat Fakültesini bitirdim. Eşim........ ev hanımıdır. Eşimle Ulus ilçesinde imam olan abisi vasıtasıyla çalışıp evlendim. Evliliğimiz örgütsel anlamda katalog evliliği değildir. Çocuklarım örgüte müzahir okullarda okumamıştır. Benim FETÖ/PDY örgütü ile organik ya da inorganik hiçbir bağlantım yoktur. Örgüt üyesi olmadığım için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmam da söz konusu değildir. Ayni ya da nakdi yardımda bulunmadım örgüte müzahir gazete ya da dergilere abone olmadım. Örgütün dershanelerine gitmedim, yurtlarında kalmadım. Kamuoyunda 17/25 Aralık olaylarından önce birkaç kez dini cemaat olduğu düşüncesiyle dini sohbet toplantılarına katıldım. Benim katıldığım toplantılarda örgütsel hiçbir faaliyet yapılmamıştır. Para toplanmamıştır. Herhangi bir dernek ya da sendika üyesi değilim. Bank Asya'da hesabım yoktur. 2015 yılı içerisinde.........Kaymakamlığı Ramazan Vaaz Programı uygulamıştır. Bu uygulama amaçla köyleri dolaşıyorduk. Bu programlarda Kaymakam ..........n talimatı ile Fetih Suresini okuduğumuz doğrudur. Ancak bu sureyi ben kesinlikle örgütün başarıya ulaşması adına okumuş değilim. Kaymakam .......... FETÖ /PDY Silahlı Terör örgütü üyesi olmaktan halen tutukludur. SAY-DER isimli derneğe bir gün bile gitmiş değilim, hiçbir faaliyetine katılmadım. Aleyhimde ifade veren şahitleri tanırım. Kendileri ile aramda husumet yoktur ancak beyanlarını kabul etmiyorum. Ben suçsuzum, savunmam bundan ibarettir" şeklinde ifadede bulunmuştur.


ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA :


Tevsii tahkikat talebi bulunmadığını bildiren iddia makamı esas hakkındaki mütalaasında; Sanık hakkında; ifa ettiği kamu görevinden FETÖ/PDY irtibatı sebebiyle ihraç edilmesi, FETÖ/PDY talimatlarına istinaden hareket edip organizasyonlarda görev alması, örgüt toplantılarına katılması, FETÖ/PDY mensuplar ile irtibat halinde olması gerekçe gösterilerek "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan kamu davası açılmıştır.


Yapılan yargılama sonucu toplanan delil ve belgelerin incelenerek değerlendirilmesi sonucunda;


Sanığın; örgütün şifreli haberleşme programı olan bylock proğramını kullanmadığı, yargılama aşamasında dinlenen tanıkların yer zaman ve olay göstererek somut olay anlatan beyanda bulunmadıkları ve sanığın örgüte sempatisini gösterir mahiyette duyuma ve yoruma dayalı bilgiler verdikleri, sanığa ait dijital materyallerin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda örgüt ile bağlantılı herhangi bir verinin bulunmadığının belirtildiği, örgütün finans kuruluşlarından olan Bank Asya'da hesabının bulunmadığı, örgüte müzahir vakıf, dernek, sendika üyeliğinin bulunmadığı, savunmasında da kabul ettiği üzere geçmiş dönemde birkaç defa sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katılması eyleminin katıldığı zaman aralığı da dikkate alındığında tek başına "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunun delili olarak değerlendirilemeyeceği tespit edilmiştir.


Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26/10/2017 tarih ve 2017/1809 E - 2017/5155 K sayılı kararında; "Ayrıntıları Dairemizin 2015/3 E. sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;


Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini Örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.


Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.


Örgüte sadece sempati duymak, yada örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler, örgüt üyeliği için yeterli değildir." denilerek doktirinde yer alan görüşlere de yer verilmek suretiyle Yargıtay nezdinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeliği eylemlerinin genel çerçevesi açıklanmıştır.


Yukarıda açıklaması yapılan tespitler anılan Yargıtay kararı çercevesinde tüm yargılama dosyası ile birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın geçmiş dönemde birkaç defa sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katılması ve tanık beyanları ile tespit edilen örgüte sempatisini gösterir nitelikteki eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı örgütü ile organik bağını gösteren süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetler olarak değerlendirilemeyeceği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı ceza vermeye yeter suç delili ve suç unsuru tespit edilemeyen sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair tüm araştırmaya rağmen ceza vermeye yeter somut delil elde edilemediği anlaşılmakla CMK 223/2-e uyarınca beraatine karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa eylemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ :


Dava konusu eylem sanık ..........'in FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmasıdır.


Dosyadaki beyan ve delillerin kıymetlendirilip şüpheli hallerde şüphenin sanık yararına yorumu gerektiğine ilişkin ceza hukukunun genel ilkesinin gözetilip ve maddi delillerle savunmanın uyarlı olup olmadığının da tartışılarak evvela olgusal dünyaya ait maddi sorunun, hadisenin oluş biçiminin belirlenmesi ve bilahare normatif dünyanın içinde yer alan ve hukuki sorun olan vasıflandırmanın halli gerekir.


Talimatla beyanı alınan şahit D. Özdemir beyanında;.......Müftülüğünde VHKİ olarak çalıştığını, sanık ........ de 2015 yılında ...........a vaiz olarak atandığını, sanığın örgütsel herhangi bir eylemini görmediğini, ancak Ramazan ayında ilçe kaymakamının müftülükçe yapılan programları kabul etmeyerek, ayrı bir ramazan programında sanık ..........i bu programlara götürdüğünü, bu programlarda iftar öncesinde Fetih suresinin okunduğunu, cemaat adı ile bilinen bu yapının mensuplarınca da bu surenin okunmasının tavsiye edilmesi nedeniyle dikkatini çektiği ve bu sebeple sanığın örgütle irtibatlı olabileceğini düşündüğünü, bunun haricinde sanıkla ilgili bir bilgi ve görgüsünün olmadığını söylemiştir.


Talimatla beyanı alınan şahit A. Özdemir beyanında; ...... ilçesinde memur olarak çalıştığını, sanığın da .........'na vaiz olarak atandığını, iş arkadaşları ile FETÖ/PDY terör örgütü aleyhine yapılan konuşmalarda sanığın sessiz kaldığını, yine bu yapı ile irtibatlı olduğunu düşündüğü ve bu soruşturmalar kapsamında açığa alınan ........ ve ........ isimli şahıslarla samimi olduğunu, çevresindeki şahıslardan sanığın bu yapıyla yakın olduğunu duyduğunu ancak birebir gördüğü bir eyleminin olmadığını beyan etmiştir.


Talimatla beyanı alınan şahit ......... ta beyanında; ....... ilçesinde Kuran Kursu öğreticiliği yaptığını, sanığın da ....... ilçesine vaiz olarak atandığını, 2015 yılının Ramazan ayı öncesinde müftülükçe 3 aylık bir program yaptıklarını, bu programı dönemin Kaymakamı ..........a ..........isimli arkadaşlarının sunduğunu ancak .............'in kendilerine Kaymakam'ın bu programı kabul etmediğini başka bir programı onayladığını söylediği, bu program içinde ......... ve ...........'i görevlendirdiği, yine ........... isimli şahsın perşembe günü kursta kalıp cuma sabahı Hadis sohbeti yaptığını, perşembe geceleri ........'i kursa sanık ..........in aracı ile getirdiğini,.........e sorduğunda "Sohbetten geliyoruz, çay içmekten geliyoruz" şeklinde beyanda bulunduğunu, bu hususun dikkatini çektiğini, ayrıca sanığın ev sohbetlerine katıldığı yönünde çevreden duyumlar aldığını ancak bizzat görmediğini söylemiştir.


Dosya kapsamında yer alan ByLock Tespit Tutanağı kapsamına göre sanık .............e ait GSM numaralarında ByLock kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.


Sanığın örgütle iltisaklı olması sebebiyle kapatılan Asya Katılım Bankası A.Ş'de hesabının bulunmadığı anlaşılmıştır.


Yine sanığın örgütle iltisaklı derneklere üyelik kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.


Sanıktan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi raporu incelenmesinde örgütsel bilgi ve belge elde edilemediği anlaşılmıştır.


Sanığın savunmasında özetle; FETÖ/PDY örgütü ile organik ya da inorganik hiçbir bağlantısının bulunmadığı, örgüt üyesi olmadığı için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının da söz konusu olmadığını, 17/25 Aralık olaylarından önce dini bir cemaat olarak bildiği bu yapıya ait dini sohbetlere zaman zaman katıldığını , bu sohbet toplantılarında örgütsel herhangi bir faaliyetin yapılmadığını, yine 2015 yılı Ramazan ayı içerisinde ......... Kaymakamının talimatı ile Ramazan irşat programı düzenlendiğini, bu programlarda yine kaymakamın talimatı ile Fetih Suresi okuduğunu, ancak bu sureyi okumasının örgütsel herhangi bir amaç içermediğini, aleyhine yapılan beyanları kabul etmediğini, suçsuz olduğunu beyan etmiştir.


İddia, savunma, olay tutanakları ve dosyadaki diğer deliller kül olarak değerlendirildiğinde; sanığın ....... ilçesinde Müftülükçe düzenlenen Ramazan irşat programında örgüt talimatıyla örgütün başarıya ulaşması için yine örgüt talimatıyla Fetih suresi okuduğu, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı ve olayın bu şekilde oluştuğu vicdani kanaatine varılmıştır.


Olayın mahkememizce kabul edilen iş bu oluş şekline göre sanığın eylemlerinin hukuki açıdan vasıflandırılması gerekecektir.


Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.


Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.


Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır.


Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.


Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün 5237 sayılı TCK.nun 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.


Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.


Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın dönem Kaymakam'ı .........'ın talimatıyla Müftülükçe düzenlenen Ramazan irşat programlarında örgüt talimatıyla ve örgütün başarıya ulaşması için örgütün talimatıyla Fetih suresi okuduğuna yönelik şahit beyanlarının kişisel kanaatten ibaret olduğu, sanığın örgüt talimatıyla hareket ettiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, yine sanığın örgütün düzenlemiş olduğu sohbet adı altındaki toplantılara katıldığına dair dosya da kanaat verici delillerin bulunmadığı, bu yöndeki şahit beyanlarının tamamının duyuma ve tahmine dayalı olduğu, sanığın terör örgütü üyeliğini çağrıştırır süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren fiil ve davranışlarının tespit edilemediği, bu nedenle sanığın örgüt üyesi olmadığı, örgüt talimatıyla hareket etmediği ve .......... Kaymakamı'nın talimatı ile hareket ettiği yönündeki savunması da dikkate alındığında savunmasının aksine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilişkisi bulunan şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre yapılan ceza muhakemesinin sonunda fiilin sanık tarafından işlendiğinin yüzde yüz açıklığa ulaşmadığı durumlarda mahkumiyet kararının verilemeyeceği hususu Anayasa'nın 38/4, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11, İnsan Hakları ve Avrupa Sözleşmesinin 6/2, Medeni ve Siyasi haklar sözleşmesinin 14/2 maddelerinde açıkça belirtilmiş olup, atılı suçun işlendiği yönünde iddianın şüpheli kaldığı anlaşılmış, şüpheden sanık yararlanır evrensel hukuk kuralı gereğince sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.


HÜKÜM : Yukarıda açıklanıp özetlenen gerekçelere binaen,


Her ne kadar sanık ........... hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan dolayı 5237 sayılı TCK.nun 314/2, 53, 3713 sayılı kanunun 5/1. maddeleri ile tecziyesi için kamu davası ikame edilmiş ise de, sanığın müsnet suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede, kesin inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden sanık ..... 'in müsnet suçtan BERAETİNE,

 

 

Copyright © 2017. Bu internet sitesi ve sitede bulunan metinler ve görseller bligilendirme amaçlıdır.